Menü

Ana Sayfa

Tarihçe

Resim Galerisi

Kan Bankasi

Soyagaci

Idari Heyet

Duyurular

Dernek

 

Kurucular
Sube Yönetimi
Yönetim Kurulu
Tüzük
Mevzuat
Faaliyetler
Üyeler
Üyelik Formu
Aidat Ödeme
Projeler

Degerlerimiz

Deyimlerimiz

Katkida Bulunanlar

Sözlük

Oyunlar

Harita

Ziyaretçi Defteri

Firma Rehberi

Burs Talep Formu

Iletisim
 Anket
Demircisu Köyü
 
Web Sitemizi Nasil Buldunuz?
 Mükemmel    30%
 Iyi    5%
 Fena Degil    3%
 Kötü    60%



  Tarihçe
  

Gostivar Türkleri‏ (Tarihçesi)

Gostivar'in çok uzun bir tarihi vardir. Bu tarih MÖ. VIII. asra kadar uzanmaktadir. MÖ. 170-169 yillarinda bugünkü Gostivar'in yakinliginda Draudak adinda bir sehrin bulundugu bilinmektedir. Bu dönemden kalan maddî kültür izleri genellikle Polok vadisini çevreleyen bayir ve tepelerde bulunmaktadir. Bu izler arasinda Roma, Bizans, Hun, Avar, Bulgar, Vardar, Oguz, Peçenek, Kuman ve Osmanli Türk, Ilyr, Slav ve diger kavimlerden kalan mimarî ve benzeri eserler bulunmaktadir. Bazi Makedon müellifleri Gostivar adinin en eski Slav antroponimlerinden kaldigini söylemektedirler. Bu adi Hostivar seklinde Çek cumhuriyetinin baskenti Praga'nin bir mahallesi tasimaktadir. Adi geçen Makedon müellifleri, Gostivar adinin Slavca yabanci veya misafirler anlaminda olan "gosti" kelimesinin acele eder, hizli gider, hizli yürür, canlidir, kaynatiyor, yemek pisiriyor anlamlarinda oyan "variti" veya "var" fiilleriyle birlesmesinden meydana geldigini öne sürmektedirler.

Bu müellifler XI. asirda Gostivar yerine Radogost, Gostirad, Gastovit, Dobrogost, Dragost, Milogost, Stragost ve Yadovar adlarinin kullanildigini söylemektedirler. XII. asirda ise bazi yerlerde Gostivar adinin Gostimir ve Gostomir seklinde kullanildigi görülmektedir. Sirpça bu ad, Gostodrag, Gostimir, Dobrogost, Radogost ve benzeri adlar seklinde; Çekçe'de Hostivar, Hostibor, Hostimil ve Hostihrad; Lehçe'de ise Gosciwit, Gociwuj ve dier sekillerde kullanilmaktadir.

"Var" kelimesi veya "-var" morfemi Türkçe'den baska bütün Slav dillerinde "var" veya "-var"; Macarca'da "vár" veya "-vár"; Romence'de "oara" veya "-oara"; Lehçe'de "war" veya "-war"; Arnavutça'da "vari" veya "-vari"; Farsça'da "vâr", "-vâr", "-vâre" ve "-vâri" sekillerinde kullanilmaktadir. Makedonca'da Gostivar, Vardar, Vardariste, Vardara, Vardarski, Vardarka, Vardarinka, Povardarye, Povarderest, Jitovar, Kalivar, Yadovar, Samovar, Hvalivar; Karadag Sirpçasi'nda Vardar, Antivari, Varvara; Bosnakça'da Varda, Varvara; Arnavutça'da Kalivari; Hirvatça'da Byelovar, Daruvar, Vukovar; Romence'de Timisoara, Curtisoara, Scarisoara, Sighisoara, Calidioara; Çekçe'de Hostivar; Macarca'da Dombuvár, Dünöföldvár, Györvár, Kaposvár, Kupavár, Mosonomagyarvár, Naludvár, Sarvár, Székesfehervár, Sgedvár, Tiszavasvár, Tiszoföldvár, Várpolata, Vasvár ve diger adlarda görülmektedir. "Var" kelimesi veya "-var" morfemi Çek özel adlarinda Hostivar, Varohost, Varobyl; Bulgar özel adlarinda Hvalivar; Leh özel adlarinda ise Grochowar, Grochowarsko seklinde görülmektedir.

Gostivar kelimesinin 562-803 yillari arasinda Avrupa'da ve Balkan yarimadasinda Avar Türklerinin hakimiyeti altinda kurulan Avar Türk-Slav kabileleri birligi döneminden kalmasi mümkündür. Bu kelimenin akla ilk gelebilecek anlami "misafirlervar"dir. Ancak, "gosti+var"daki "var" kelimesi, Türkçe'de "yok"un karsiti anlaminda degildir.

Arapça'da ve Hun veya Avar Türkçesi'nden Macarca'ya intikal etmis bu kelimenin "kale" ve "hisar", "bekleme" ve "karsilama" anlamlari vardir. Farsça'da ise "gibi" benzetme edati, malik veya sahip olma, "-li" ve diger anlamlari vardir. Böylece gostivar kelimesine; misafirler bekleme veya karsilama ve misafirler kalesi, misafirlere sahip olma, misafirli yer, misafirperver, misafirci memleket veya diyar anlamlarini vermek mümkündür.

Gostivar Türklerinin tarihi 378 yilinda bu yerlere de Hun Türklerinin yerlesmesiyle basladi. Bu, aslinda Gostivar ve civarinin üzerine yapilan ilk Türk akinidir. 378-1371 yillari arasinda bu tohraklara Avar, Bulgar, Vardar, Oguz, Peçenek ve Kuman Türkleri akin yaptilar. Bu Türk boylari söz konusu yerlerde de çok kiymetli akin yaptilar. Bu Türk boylari söz konusu yerlerde de çok kiymetli mimarî ve benzeri eserler ve maddî kültür izleri biraktilar. Bu eserlerin ve izlerin bazilari zamanimiza kadar ayakta kalabilmeyi basardi.

Bugün, adi geçen Türk boylarindan kalan antronimlere, toponimlere, hidronimlere ve benzeri adlara rastlanmaktadir. Osmanli Türkleri, Gostivar ve civarini fethettikleri sirada Gostivar, Vardar, Radika, Kunova, Moghor, Sardagi, Tetova, Dervend <Derbend vd. Türk toponimlerinin disinda Çayli veya Çaylak'tan gelen Çayle, Raven, Raptistah vd. yerlerde hasara ugramis, ancak günümüze kadar kiymetli eserler olarak ayakta kalabilmeyi becermis kalelere, kulelere, hisarlara, su depolarina ve kemerlere, hazinelere, mezarliklara, köprülere vd. mimarî eserlere rastladilar.

Fakat, Osmanli'dan önceki Türk boylarindan kalan dil, edebiyat, sanat, folklor, müzik folkloru, mimarî eserler vd. maddî kültür izleri yok denecek kadar az arastirildigindan ötürü söz konusu Türk boylarindan kalan eserlerden ve izlerden su anda fazla bahsetmek mümkün degildir.

Gostivar ve civarinin üzerine ikinci Türk akini 1336 yilinda Bati Anadolu'dan onlarca gemiyle Selanik limaninda çikartma yapan ve daha sonra Gostivar, Raptistah, Banitsalar vd. yerler de dahil olmak üzere Vardar irmaginin kaynadigi yere kadar binlerce Osmanli Türkünün ulasmasiyla gerçeklesti. Su anda bu yerlerde yasayan Türklerin bir kismi söz konusu Türk akincilarinin torunlaridir.

Gostivar ve yöresinin üzerine üçüncü Türk akini Yildirim Bayezid zamaninda gerçeklesti. Osmanli Türkleri bu yerleri 1390'larda fethettiler. Ancak, II. Murad ve Fatih Sultan Mehmed devirlerinde Gostivar ve Polok vadisi genis bir yerlesme hareketine sahne oldular. Bu verimli topraklara Anadolu'dan getirilen binlerce seçkin Türk ailesi yerlestirildi.

Gostivar'in adi tarihte ilk kez 1313 veya 1318 yilinda Sirp Krali Milutin'in taninmis Kaplicalar Bildirisi'nde geçmektedir. Bu sehrin adina 1331-1340 yillari arasindaki kaynaklarda da rastlanmaktadir. Sirp Çari Stephan Dusan ise 1337-1346 yillari arasinda Kalkandelen'de insa edilen Aya Mariya Manastiri'nin açilis konusmasinda Gostivar'in adini anmistir.

Gostivar ve civarinin adi Osmanli Tahrir defterlerinde "Yukari Nahiye" olarak geçmektedir. Osmanli döneminde Anadolu'dan getirilen Türk aileleri Raptistah, asagi ve Yukari Banitsa, Zudunya, Debrese, Pirgos, Dobridolu, Forina, Çegran, Turçan, Çayle vd. yerlere iskân ettirildi. Bu bilgiler Mehmed Bey'in Vakfi hakkinda 1461/62 yillarindan kalan belgelerde mevcuttur. Ancak söz konusu yerlere Türk yerlesmesi 1912 yilina kadar devam etmistir.

1452/53 yillarinda Kalkandelen için tutulan 12. Tahrir defterinin 101, 102 ve 103'üncü sayfalarinda Gostivar'da 12 veya 18 Müslüman (Türk) ailesinin yasadigi görülmektedir. 1455 yilinda Isa Bey'in yaptigi bir nüfus sayiminda Gostivar bir köy olarak anilmaktadir. 1461/62 yillarinda Gostivar'in adi, Tekke Mahallesi'nde faaliyette bulunan Mehmed Bey Vakfi Mescidi hakkinda mevcut olan mahkme belgesinde de geçmektedir. Bu belgede aynen söyle denmektedir:

"Gostivar'a giden yolla..."

ve

"Çegran'dan Gostivar'a ve Vardar'a giden yolla..."

Gostivar, 1467/68 yillari Tahrir defterinde Kostvar olarak geçmektedir. 1595 yili Tahrir defterinde adi geçen yerin adi yine Gostivar olarak geçmektedir.
XVII. asirdan ise Gostivar hakkinda çok kiymetli iki belge kalmistir. Birinci belge, 1659 yilinda Mehmet Pasa tarafindan Gostivar'in merkezinde insa edilen büyük ve güzel bir camiyle ilgilidir. Bu caminin etrafinda mektep, hamam, kervansarayi ve dükkânlar yapilmistir.

1683 yilini kapsayan ikinci belge ise Gostivarli Ebu Bekir Bey tarafindan bugünkü saat kulesinin yerinde bir caminin, bir okulun ve çok sayida dükkânin insa edilmesiyle ilgilidir.
XVIII. asirda Gostivar'in adina hiçbir kaynakta rastlanmamaktadir. XVII. asrin sonunda yürütülen Türk-Avusturya savasi yüzünden Gostivar Türklerinin sosyo-ekonomik ve kültürel hayati durakladi veya geriledi. Bu savas Gostivar'in baska sehir ve kasabalarla ticarî münasebetlerini tamamen durdurdu. Bundan dolayi Türk ahalisi çok ciddi maddî sikintilar çekti. Ayni sikintilar içerisinde Kalkandelen Türkleri de bulundu. Bu yillarda Gostivar çok küçük bir köydü.

1837 yilinda Yukari Nahiye'yi ve Polok Vadisi'nin diger yerlerini ziyaret eden Alman seyyahi Grizenbach, anilarinda sadece Kalkandelen'den bahsetmektedir. Grizenbach'dan bir kaç yil sonra Polok vadisine gelen Fransiz seyyahi Ami Boué ise anilarinda Kalkandelen orta büyüklükte bir kasaba, Gostivar ise bir köydü demektedir.
XIX. asrin ortasindan kalan iki kiymetli belgede Gostivar ilk kez küçük bir kasaba olarak anilmaktadir.

Gostivar küçük bir kasaba olarak 1863 Aya Yovan Bigorski ve Kalkandelen civarinda bulunan Lesok Aya Anastasya Manastiri'nin yilliklarinda da anilmaktadir. XIX. asrin sonunda ve XX. asrin basinda Sloven asilli Alman etnologu K. Gersin, Bulgar müellifleri Vasil Kinçov, D. M. Brankov, D. Yaranov, bütün Türk, Avrupa ve dünya müellifleri, eserlerinde adi geçen sehrin ismini Gostivar olarak anmaktadirlar. Makedonya, Osmanli devletinin hudutlari dahilinde en uzun zaman kalan bir Balkan bölgesiydi. Bu bölgede bugün bile Osmanli-Türk havasi esmektedir. Her adimda Osmanli döneminden kalan Türk izlerine rastlanmaktadir. Bu dönemin niteliklerini tasiyan bugünkü Gostivar, baslangiçta bir Türk köyü, daha sonra ise orta büyüklükte bir Türk kasabasi oldu.

Gostivar'in çok önemli bir cografî konumu vardir. Çok islek yollarin kesistikleri bir kavsakta bulunmaktadir. Bu yüzden Osmanli döneminde Üsküp-Debre-Tiran-Diraç, Üsküp-Ohri, Üsküp-Manastir-Selanik, Prizren-Kalkandelen-Manastir-Selanik, Prizren-Kalkandelen-Debre-Tiran-Diraç vb. sehirler arasinda uzanan ticaret yollarinin üzerinde bulunmakla, ticaret bakimindan büyük gelisme gösterdi. Bu sehir, Via Egnatia kara yolu üzerinden Diraç ve Selanikle baglaniyordu.

XIX. asrin ikinci yarisina kadar Gostivar ve civarinda yasayan Türk ahalisinin % 20'si çiftçilikle, % 8'i ise zanaatçilik, ticaret, hayvancilik, gurbetçilik vd. mesleklerle ugrasiyordu. Bu nahiyede yasayan Türkler en çok Selanik, Istanbul, Izmir, Edirne ve Osmanli devletinin diger büyük sehirlerinde, hatta Avrupa'da bile gurbetçilik yapiyorlardi. Gostivar Türkleri, kuyumculuk, tüfekçilik, halicilik ve ipekçilikle de ugrasiyorlardi. XIX. yüzyilin ikinci yarisinda özellikle 1875-1878 büyük dogu bunalimindan sonraki yillarda Gostivar ve civarindaki Türk köylerinde çok hizli bir nüfus artisi görüldü. Bu yerlerdeki Türk nüfusunun artisina en çok söz konusu bunalim ve Gostivar'in çok önemli bir ulasim kavsaginda bulunmasi etki yapti. Bu yillarda bu sehirde ve civardaki Türk köylerinde imalathaneler, zanaat, bakkal vb. dükkânlar açildi. Çarsi ve pazar kuruldu. Böylece Yukari Nahiye'nin sosyo-ekonomik durumu degismeye basladi.

Osmanli döneminin son yillarinda Gostivar, Polok vadisinin ve Bati Makedonya'nin önemli bir zanaat, ziraat ve ticaret merkezi oldu. Ancak Balkan savaslari ve Birinci Dünya Savasi yillarinda baska yerlerde oldugu gibi Gostivar'da da ticaret, zanatçilik ve ziraat durakladi, hatta geriledi. Söz konusu savaslar sirasinda Gostivar ve civarindaki Türlerin bir kismi Sirplar ve Bulgarlar tarafindan katledildi, bir kismi Istanbul ve Anadolu'ya göç etti, bir kismi ise perisan bir halde oldugu yerde kaldi.

Sik sik Rusya, Avusturya-Macaristan, Sirbistan, Yunanistant vd. devletlerle savas yapan Osmanli devleti, kaybettigi topraklardan kaçan muhacirleri Anadolu'da ve Rumeli'de, bu arada Gostivar, Raptisah, Üsküp, Selanik, Manastir, Serez, Kavala vd. yerlere yerlestiriyordu. 1875-1878 büyük dogu bunalimi yillarinda Rusya, Sirbistan, Romanya, Karadag, Bulgaristan, Makedonya ve Bosna Hristiyanlarinin baska bir söyleyisle bütün Avrupa'nin karsisinda yalniz kalan Osmanli devleti, düsmanlarini maglup etmesine ragmen bu bunalimin sonunda bazi yerlerden geçici bir süre çekilmek, bazi bölgelere muhtariyet, bazi devletlere ise bagimsizlik tanimak mecburiyetinde kaldi.

Söz konusu bunalimin sonunda toplanan Berlin Kongresi'nin kararlariyla Bosna ve Hersek Avusturya-Macaristan'a Kibris ise Ingiltere'ye verildi. Güney'e dogru genisleyen Sirbistan'a bagimsizlik, Bulgaristan'a ise Osmanli devletinin hudutlari dahilinde muhtariyet tanindi. Osmanli devletinden alinan topraklarda kalan Türkler, yeni kurulan devletlerin vahsetine ugradilar. Bu devletlerin idarecileri ve gayr-i Türk unsurlari ilk günden itibaren memleketlerini Türklerden temizlemeye basladilar. Bu sirada Türklere büyük mezalim yaptilar. Bu zulme dayanamayan Türklerin bir kismi Istanbul'a ve Anadolu'ya, bir kismi ise hâlâ Türk vatani olan Rumeli'nin Makedonya, Trakya, Arnavutluk ve diger bölgelerine yerlesti.

Bu göç sirasinda, Sirplar tarafindan isgal edilen Nis, Leskofça, Vranye ve diger Türk sehir ve kasabalarindan binlerce Türk, Üsküp, Manastir ve Selanik vilayetlerine yerlesti. Bu ailelerin torunlari bugün Raptistah'ta Vraynkolar olarak bilinmekte ve bu lâkabi tasimaktadirlar. Söz konusu yerlerden gelen binlerce Türk ise Üsküp'e de yerlesti. Bu Türklerin yerlestikleri mahalleye Muhacirler Mahallesi adi verildi. Bâb-i Âli, 1878-1912 yillari arasinda Gostivar ve civari da dahil olmak üzere Rumeli'ni korumak ve kurtarmak amaciyla bu Türk yurduna en seçkin memurlarini, ögretmenlerini, doktorlarini, âlimlerini, subaylarini ve komutanlarini yerlestirdi. Rumeli'yi bir münevverler yiginak bölgesine dönüstürdü. Osmanli devletinin gelecegini bu bölgenin gelecegiyle özdeslestirdi.

Osmanli devleti ahalinin dinî, sosyal, ekonomik, egitim, ögrenim, bilim, saglik, ulastirma ve diger ihtiyaçlarini karsilamak için Gostivar'da da çok degerli mimarî ve benzeri eserler insa etti. Yildirim Bayezid'in burayi fethinden itibaren Gostivar'da Osmanli-Türk kültürü büyük faaliyet gösterdi. Kültür eserlerinin sayisi giderek çogaldi. 1874 yilinda bu sehirde iki kütüphane, bes cami, iki tekke, yedi han, 15 meyhane, bir hamam, bir saat kulesi, 80 dükkân, iki mekteb-i ibtidâiye, rüstiye, iki medrese ve iki Hristiyan mekteb-i ibtidaiyesi faaliyette bulunuyordu. Birinci Balkan savasinda Osmanli Garp Ordusu'nun 22 Ekim 1912 yilinda Kosova'da ve Zeki Pasa komutasindaki Vardar Ordusu'nun 24 Ekim 1912'de Kumanova'da geri çekilmeye baslamasiyla Gostivar 28 Ekim 1912 yilinda Sirplarin isgaline ugradi. Böylece bu sehirde 522 yil süren Osmanli hakimiyeti sona erdi.

Gostivar'in tarih boyunca çok karisik etnik yapisi vardi. Bu sehirde Osmanli'dan önceki dönemlerde Türklerden baska Slavlar, Arnavutlar, Kiptîler ve diger unsurlar yasiyordu. Osmanli Türkleri Gostivar'i ve civarini fethettikten sonra hem sehirde, hem civardaki köylerde Anadolu'nun degisik yerlerinden getirdikleri seçkin Türk aileleriyle yaptiklari nüfus yerlesmeleri ile bu bölgedeki milletlerarasi aileleriyle yaptiklari nüfus yerlesmeleri ile bu bölgedeki milletlerarasi farklilasmalarda çok önemli degisiklikler meydana getirdiler.
Gostivar'in Osmanli Türklerinin fethinden önceki yapisi içinde hakim olanlar Rum veya Sirp Patrikligi'ne bagli olan Ortodoks Slavlardi. Ancak bu unsurlar kendi idarecilerinden ve din adamlarindan gördükleri eziyet yüzünden 1930'larda Gostivar'i fetheden Osmanli Türklerine kurtarici gözüyle baktilar.

Osmanli Türklerinin Hristiyanlara uyguladiklari âdil politikanin neticesinde Gostivar ve civarindaki Hristiyanlar gönüllü olarak hidâyet ve hak din olan Islam'i kabul etmeye basladilar. Islam dininde kurtulusu, mutlulugu ve huzuru buldular. Bundan baska bu bölgede yasayan Hristiyanlarin çogu Osmanli devletinin Islam dinini kabul edenlere tanidigi özel imtiyazlar yüzünden de bu dini benimsediler. Böylece bu yillardan itibaren Gostivar'in ve civar halkinin etnik ve din yapisi Türklerin ve Müslümanlarin lehine degismeye basladi.

XIX. asrin ikinci yarisinda Gostivar'in nüfusu giderek artti. Bu nüfus 1874 yilinda 2000 iken 1890'da 3.735 oldu. Bu yillarda Gostivar'da büyük çogunlukta olarak 3.100 Türk, 310 Slav, 100 Arnavut, 25 Ulah ve 200 Kiptî yasiyordu. Bu gerçegi K. Gersin'in ve Vasil Kinçov'un 1890'da Makedonya'nin nüfusu hakkinda verdikleri bilgiler de kanitlamaktadir. Verilen cetvelde görüldügü gibi Makedonya'nin Selanik, Üsküp, Manastir, Kavala, Serez, Kastorya, Demirhisar, Petriç, Drama, Kalkandelen, Gostivar, Raptisah, Debrese, Kumanova, Kiratova, Koçana, Radovis, Praviste, Nevrekop, Kozana, Kayalar, Florina, Bereya, Egridere gibi sehir ve kasabalarin nüfusunun büyük çogunlugunu Türkler olusturuyordu.

Ancak, Balkan savaslari ve Birinci Dünya Savasi yillarinda Makedonya Türklerine yapilan mezalimin sonunda söz konusu yerlerde Türklerin nüfusu iyice azaldi. Hatta onlar bazi yerlerde azinlik durumuna bile düsürüldü. Fakat bu olaylar Gostivar civarindaki Türklerin nüfus sayisini etkilemedi. Birinci Dünya Savasi'nin neticesinde kurulan Sirp-Hirvat-Sloven Kralligi'nin 1921'de yaptigi nüfus sayiminda Makedonya'da 150.000, Yugoslavya'da ise 430.000 Türkün yasadigi tespit edildi. Bu sayimda Gostivar ve civarinda yasayan ahalinin büyük çogunlugunun Türklerin olusturdugu da görüldü.

  
 Linkler

T.C. Kimlik

Asam

Google

SSK

Nerde Oy Kullanacagim
 Piyasalar
 Güncel Haberler
 Hava Durumu
     
Tüm Hakları Gostivarlılar Derneğine'ne Aittir.